direngeziparki

#direngeziparkı sonrası ne olmalı?

29 Mayıs gecesi polisin sert tutumu nedeniyle alevlenen Gezi Parkı Olayları sırasında ve sonrasında birçok analiz yazısı yazıldı.

Bende bu süreç içerisinde kendi çalışma alanlarım ve gözlemlerim dahilinde olayların siyasi ve sosyal medya boyutunu ele alan bazı yazılar ve bazı analizler paylaştım.

Yazılan diğer binlerce içeriğin yanında ne kadar etkili olduğunu bilemesem de bir yıldır yurtdışında yaşayan ve dünya çapında bir sosyal ağda çalışan birisinin tespitlerini aktaran yazılardı.

Bu süreçteki ve konu ile ilgili daha önceki blog yazılarım:

1- The Effective Social Media Strategy for Gezi Parkı (25 Haziran 2013)
2- Dijital Vatandaş (13 Haziran 2013)
3- Gezi Parkı ve Sosyal Medya (7 Haziran 2013)
4- Gezi Parkı Olayları ve Dijital Kaos (2 Haziran 2013)
5- Sosyal Medya’nın Seçmene Etkisi (9 Mayıs 2013)
6- 2014 Yerel Seçimleri ve Sosyal Medya (10 Eylül 2012)
7- Sosyal Medya’nın Siyasete Etkisi ve İnternet Politikası (05 Aralık 2011)

Sürecin etkisinin azalmaya başlamasının ardından ise üniversite yıllarından arkadaşım sevgili Meltem ile birlikte sürecin sosyal medya boyutunu derinlemesine analiz ettiğimiz Gezi Parkı Sürecine Dijital Vatandaş’ın Etkisi isimli bir e-kitap yayınladık.

Kitap 27 Mayıs – 21 Haziran arası internet üzerinde neler yaşandığını veriler ışığında aktarmaya çalışan ücretsiz bir içerik halinde www.geziparkikitabi.com adresinde yayında.

1 Temmuz’da yayınladığımız kitapta değindiğimiz en önemli noktalardan birisi de bu tip toplumsal olayların ilk yıl dönümlerinde çıkabilecek farklı olaylara dikkat edilmesinin gerekliliğiydi. Benzer eylemlerde de görüldüğü gibi olayların ilk yıl dönümlerinde %60’a varan etki oranında yeni olayların yaşanabildiğini kitap üzerinde aktarmıştık.

Nitekim Mısır‘da geçtiğimiz yıl yaşanan olayların ilk yıl dönümü nedeniyle tekrar hareketlenen süreç 3 Temmuz’da askeri darbe ile devam etti ve demokrasi süreci asker eliyle sekteye uğratıldı.

Buraya kadarki kısmı yazmamın nedeni “ben şunu yaptım, ben bunu yaptım” demek değil. Bunları aktarmazsam bundan sonra anlatacaklarımın önemli bir kısmının eksik kalacağını düşünüyorum, o nedenle tekrar yazdım.

Yaşanan sürece üstteki içeriklerde paylaştığım siyasi ve teknolojik noktalardan bakan birisi olarak bundan sonraki sürece dair yapılmasının gerekliliğine inandığım bazı önemli noktalar var.

Bu noktalarda yine hem siyasi, hem de teknolojik noktalar. Bu noktaların tamamı ise özgürlüklerin arttırılması ve halkın internete daha kolay ve doğru erişiminin sağlanması üzerine.

Bunlar A veya B partisine düşen görevler de değil, bir anlamda hepimize düşen görevler.

Kim hangi tarafını üzerine alır, kim neyi yaparsa yapsın ülkemiz adına faydalı olacağına inandığım düşünceler ve Türkiye adına yapılması gerekenler.

Yapılabilecekler:

* Halkın katılıma açık ve ücretsiz olacak şekilde farklı STK’ların öncülüğünde Gary King gibi önemli isimleri (benzer alanda çalışan dünyaca ünlü onlarca ismi saymam mümkün) farklı sosyal ağ yöneticileriyle birlikte Türkiye’ye getirecek etkinlikler düzenlenmeli ve katılımcıların ‘Sosyal Medya ve Devlet Yönetimi’ alanındaki deneyimlerinin aktarımına zemin oluşturularak bu konular tartışmaya açılmalı,

* Ireland, Sweden gibi örneklerde de olduğu gibi online ortamlarda Türkiye’nin ülkesel temsilin sağlanacağı bir kanal oluşturulmalı ve bazı içeriklerin halk tarafından oluşturulmasına izin verilmeli,

* Amerika, İngiltere, İrlanda ve birçok farklı ülkede olduğu gibi halka açık yerlerde (parklar, toplu taşıma araçları, vb.) ücretsiz ve hızlı wi-fi internet ulaşımına imkan sağlanmalı, (bu uygulama için ilk yer Taksim Meydanı ve Gezi Parkı olabilir)

* İstanbul, Ankara, Antalya, İzmir, Kayseri, Erzurum, Mersin gibi Türkiye’nin yurtdışında farklı özellikleriyle yüzü olabilecek illerin sosyal mecralar üzerinde temsiline ve markalaştırılmasına ilgili belediyeler tarafından özen gösterilmeli,

* Kitapta da belirttiğimiz şekilde temel hak ve özgürlükleri kısıtlamayacak fakat internet üzerinden işlenen suçların, yapılan yanlış ve haksız beyanların takibi sağlayacak ve bunun yurtdışı koordinasyonunu kolaylaştıracak bir yasa hazırlanmalı,

* Siyasi parti liderleri veya temsilcileri sadece kendi parti üyelerini, mensuplarını ve kendisiyle aynı görüşü savunanları değil, diğer parti temsilcilerini de sosyal medya üzerinde takip etmeye başlamalı ve bu şekilde siyasi centilmenliğin sosyal medyada da olumlu biçimde yansıması sağlanmalı,

* Siyasi partiler parti içi eğitim programlarına internet teknolojileri üzerine içerikler eklemeli ve özellikle Gençlik Kolları bünyelerinde bu alanlarda AR-GE çalışmaları yapacak fonlar ayırmaya başlamalı.

Benim yaşananlar üzerinde düşündüğümde aklıma gelenler bu maddeler. Sizlerinde tavsiyelerinizi almak ve yapılabileceklere ait önerileri genişletmek isterim.

Konuya paralel olarak süreç içerisinde katıldığım ve önerilerimi paylaştığım bir programa ait video kayıdı da alt tarafta izleyebilirsiniz:



About

Babaoğlan is a seasoned sales leader and management professional with 8 years of diverse experience on solution selling and key account management in global players.



'#direngeziparkı sonrası ne olmalı?' has no comments

Be the first to comment this post!


Would you like to share your thoughts?

Your email address will not be published.

Ali Rıza Babaoğlan 2006 - 2017 ©