Gezi Parkı ve Sosyal Medya

Gezi Parkı ve Sosyal Medya

Ben demiştim demeyi pek sevmem. Genelde uzun uzun tekrar anlatmayı tercih ederim.

Sosyal medya, siyasi partilerin ve yaptıkları politikaların içerisinde olması gereken bir alan.

Bir sektör değil. Bir baş belası da değil.

İyi yönetilmesi ve anlaşılması gereken bir mecra ve yeni bir iş yapış yöntemi.

Geçtiğimiz yıl ‘İyi Politikacı, İyi Tweet Atar’ başlığıyla çarpıcı bir röportajımız yayınlanmıştı, çok ses getirdi ama sanıyorum ki vermeye çalıştığımız mesajlar iyi anlaşılmadı.

Sonrasında Ekonomist Dergisiyle de ‘Siyasilere İnternet Tavsiyeleri’ üzerine bir sohbet yaptık. Ciddi mesajlar vardı, yine pek anlaşılmadı. (Bu iki haberin detayına Haberler alanından ulaşabilirsiniz.)

Dijital Yaşam Koçu ismiyle Bilkom’un başlattığı konferanslar içerisinde Kamu Sektörü Dijital Yaşam Koçu olarak ‘Kamu’da Dijital Dönüşüm ve Dijital Vatandaş Memnuniyet’i’ başlıklı bir konuşmam da olmuştu. Katılanlar hatırlar, orada vurguladığım konulardan birisi de #occupywallstreet’ti.

Bu süreci kısaca analiz etmiş ve yeni nesil Dijital Vatandaş’ın ne istediğini dünyadan örneklerle aktarmaya çalışmıştım.

Dijital Vatandaş terimi benim ortaya attığım bir kavram.

Tanımı ise; ‘Gündelik olayları ve dünya/ülke gündemini televizyondan değil telefon ekranından takip eden insanlar.’ veya ‘Haber için televizyonu değil, telefonu takip edenler’.

Bende bunlardan birisiyim. Eli telefon tutan herkes bu grubun bir üyesi olma yolunda.

Bilinen adıyla Y ve Z Kuşakları da bu grupta. Hatta X Kuşağından üyeleri bile var.

İstekleri ise şu şekilde özetlenebilir; hız, esneklik, her an ulaşılabilirlik, şeffaflık ve verimlilik.

Bu maddelerin detaylarına bahsi geçen sunumda değinmiştim ve Dijital Vatandaş’ı memnun etmenin yollarını aktarmıştım.

Bunlar sağlanmadığında Dijital Vatandaş memnun olmuyor. Sonrasında ise farklı olaylar ortaya çıkabiliyor.

Şuanda görünen fotoğraf karesinin büyük kısmı Twitter ve Facebook ile ilgili gibi görünse de konu sadece bu yapılarla kısıtlı değil. Yeni nesil bir algı ve yeni nesil bir haber alma ağı söz konusu.

Instagram, Youtube, Tumblr vb. gibi bir çok değişken de bu yapının içerisinde. Fakat olay sadece sosyal ağlarla da sınırlı da değil. Bloglar, sözlükler, Google aramaları da bu konunun içerisinde.

Var olan bu yapıların sayısı gün geçtikçe artıyor, yenileri ortaya çıkıyor ve bazılarının modası geçiyor.

Yani sistem şekil değiştirerek yaşamaya devam ediyor. Durdurulamıyor, sansürlenemiyor.

Bu sistem içerisinde var olup ayakta kalabilmek için ise bu yapıyı anlamak gerekiyor. Anladıktan sonra ise ilkleri yapacak cesarette olmak ve doğru adımlarla ilerlemek gerekiyor.

Daha önce de birkaç defa belirtmiştim, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ekibi bunu oldukça iyi yapıyor.

Fakat artık konunun kişiler noktasında değil, ülke stratejisi olarak ele alınması gerekiyor. Çünkü konu ülke adına iyi yönetilemediğinde; ülke imajına zarar veren, ekonomiyi sarsan, turizmi etkileyen ve can güvenliği konusunda güvensizlik yaratan bir noktaya gelebiliyor.

Yaşanan Gezi Olayları ve sonrasındaki süreç birçok mesaj içeriyordu. Bu mesajlardan birisi de hiç süphesiz sosyal medya üzerine biraz daha eğilmek. Uzun süredir belirtiyordum, artık herkes bunun farkında.

Fakat ders çıkartırken, dersi doğru çıkartmak gerekiyor. Konuyu yanlış anlarsanız, doğru dersi çıkartmazsınız.

Burada yapılacak en büyük yanlış konunun bireysel düşünülmesi olacaktır. Yapılması gereken ise olayı toplumsal bir düşünce yapısıyla analiz etmek ve konuyu tüm Türkiye’yi ilgilendiren şekliyle düşünmek.

Sonrasında belirlenecek sosyal medya stratejisi içerisinde de bireyleri değil, ülkeyi ve toplumu gözetmek.

Burada tüm siyasi partilere, toplum temsilcilerine ve Kamu Diplomasi Kurum’una ciddi iş düşüyor.

Artık sosyal medya’da kişisel başarı hikayelerinden çok; şehirsel, bölgesel ve ülkesel başarı hikayelerine ihtiyacımız var.

Dolayısıyla Barack Obama gibi örnekler artık burada çalışmayacaktır.

İstanbul‘un ve Türkiye‘nin imajını düzeltmek için şehir ve ülke odaklı çalışmalar yapmak gerekiyor.

(Bu makale de Gezi Parkı olaylarıyla sosyal medya ilişkisini analiz etmeye çalıştım. Gezi Parkı Protesto süreciyle ilgili analiz ve tavsiyeler üzerine makalem; Gezi Parkı Olayları ve Dijital Kaos)



About

Babaoğlan is a seasoned sales leader and management professional with 8 years of diverse experience on solution selling and key account management in global players.



'Gezi Parkı ve Sosyal Medya' has no comments

Be the first to comment this post!


Would you like to share your thoughts?

Your email address will not be published.

Ali Rıza Babaoğlan 2006 - 2017 ©