Twitter'ın Kapatılması Üzerine

Twitter’ın Kapatılması Üzerine

Türkiye gündemi 21 Mart itibariyle verilen Twitter’ın Kapatılması kararının değerlendirmelerine kitlenmiş durumda.

Bu konuda bir süredir paylaşımlar ve çalışmalar yapan birisi olarak, konuya ilişkin görüşlerimi tek bir yazı da toplamak, alt detaylara ilişkin düşüncelerimi paylaşmak ve ilgilenenlerin dikkatine sunmak isterim.

21 Mart itibariyle Twitter’ın Kapatılmasının ardından konuya ilişkin değerlendirmelerimi aynı gün Facebook üzerinden paylaştığım değerlendirme notu ile aktarmıştım.

Sonrasında ise “Erişim Engeli Bulunan Twitter” üzerinde paylaştığım mesajlarla ve bazı infografiksel analizler ile süreç içerisinde yaşananları anlık olarak değerlendirdim. İlgilenenler @alibabaoglan hesabı üzerinden paylaşımlarımın ulaşabilir.

Buna ek olarak dün bana ulaşan Anadolu Ajansı muhabirin bana yönelttiği ve işin “teknik kısmını” analiz etmeye yönelik sorulara ilişkin cevaplarımı paylaşmak ve bu konudaki düşüncelerimi tamamen aktarabilmek isterim.

1 – Sosyal medya kuruluşlarının vergi ödeme konusunda dahice çözümler bularak çeşitli ülkelere büro açmaktan kaçınmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Teknolojinin gelişimi ve değişimi ile yeni nesil iş yapma yöntemleri ve yeni nesil servisler/hizmetler ortaya çıkmakta. Yeni Özellikle internet sayesinde ortaya çıkan hızlı iş yapma ve masa başından tüm dünyaya hizmet sunma modelleriyle şirketler farklı noktalara geldilier. İnternet şirketlerinin sundukları hizmetler ve karşılığında aldığı ücretlere ilişkin vergilendirilmeleri tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ciddi bir sorun. Dünya’nın karşı karşıya olduğu bu sorun ile ilgili Deloitte, Ernst & Young gibi dünya devi araştırma ve denetleme kuruluşlarının araştırmaları ve yayınladığı raporlar mevcut. Bu sorunun çözümü ise pazarınızı ve regülasyonlarınızı cazip hale getirip, bu şirketlerin kendi ülkeniz üzerinden hizmet verebilmesini sağlamak. Aksi halde Twitter, Facebook, vs.. şirketler verdikleri hizmetleri yurtdışından faturalandırdığı için hem cari açıkta ciddi bir problem oluşturmakta, hem de ülkenizde bir kontak noktası bulundurmayarak iş birliğine kapalı halde çalışmakta.

* Bknz: Tax Issues In The New Digital Environment

* Bknz: Tax Issues In Digital Convergence

2 – Londra ve Silikon Vadisi gibi önemli noktalarda bu kuruluşların vergi kaçırmaları kısmen de olsa engellenebiliyor mu?

Evet olabildiğince engelleniyor. fakat İrlanda, Amerika, İngiltere gibi birçok ülke standart vergi dilimlerinden değil teknoloji ve inovasyon alanında faaliyet gösteren bu firmaları özel vergi dilimlerinden vergiliyor.

3 – Bu devler Türkiye için nasıl bir tutum içindeler?

Türkiye’de durum çok farklı. Bu firmalar Türkiye’yi yatırım yapılacak bir pazar olarak değil, “ne gelirse kar sayılacak” bir pazar olarak görüyor. Google dışında birçoğu herhangi bir stratejik hamle ve adım bile atmıyor. Google bu konuda ufak tefek şeyler yapsada halen standardın çok gerisinde. Bu firmalar Türkiye’de bulunmama nedenlerini 5651 sayılı kanunun bir önceki halinde öngörülen hapis cezası maddesine vurgu yaparak açıklasalarda aslında onlara göre ana neden pazarın stabilizasyon sorunu. Bu nedenle burada bir ofis ve temas noktası bulundurmayı red ediyorlar.

4 – Microsoft, HP, SAP ve ORACLE gibi firmaların bölgeyle ilgili operasyonlarını Türkiye’den yürütme kararı vardı. Sosyal medya devleri hangi saikle Türkiye’den uzak duruyor? Neden uzun vadede başarısı uluslararası birçok çevre tarafından kabul edilen Türkiye’yle birlikte büyüme yolunu seçmiyorlar?

Yeni dünya düzeni işte tam olarak böyle birşey. Bu konu tamamen bir algı meselesi. Geçtiğimiz Aralık ayında gerçekleşen Yeni Dijital Dünya Zirvesi isimli etkinlikte tam da bu konu üzerinde bir konuşmam olmuştu. Pazar dinamikleri gereği Microsoft, IBM, SAP, ORACLE vs gibi firmalar Türkiye yapılanmalarına giderek burada personel bulundurmaya, Türkiye’ye yatırım yapmaya mecbur hale geldiler. Twitter, Facebook vs gibi firmaların ise şuan buna ihityacı yok. Yapılması gereken bu firmaların ilgisini çekebilecek stratejiler geliştirmek ve onlardan bir adım önde gitmeyi başarıp, onları buraya çekmek. Aksi halde dünyanın sadece bir yerinde oturarak dünyanın her yerine satış yapabilecek algıları mevcut. Bu konuda Kanada, Şili vs.. gibi ülkeler adım atmaya başladı.

5 – Reklam işlerini ajanslar üzerinden yürüten bir Facebook, Türkiye’ye henüz temsilcilik açmamış bir Twitter… Bu sürecin devamında da siyasi karmaşaya da sebebiyet verebilen sosyal medya devleri ağır şekilde eleştiriliyor. Sizce nasıl bir model uygulanmalı? Twitter’ın aklını mı çelmeliyiz?

Evet, ortada tirajı komik bir durum var. Facebook ve Twitter Türkiye’den gelir elde etmenin yolunu bulmuş durumdalar. Buraya mümkün mertebe gelmeden bu işi yapıyorlar. Geçtiğimiz günlerde İstanbul’u ziyaret eden Facebook’un iki numarası Sheryl Sandberg’in olduğu toplantıya katılmıştım. İstanbul boğazı manzaralı bir otelde kalan Sandberg, boğazı “göl” olarak tanımladı. Ve dönüp bu hatasını düzeltmedi bile. Çünkü gerçekten göle karşı kaldığını sanıyordu. Bunun paralelinde Türkiye’de bir firma kendisini Twitter Türkiye diye tanıtıyor ve pazarlıyor. Aslında sadece Twitter’ın reklam satışını yapan bir ajans. Twitter’ın burada olmamasını fırsat bilip, bundan nemalanmaya çalışmakta. Durum böyleyken bu denklemi çözmek zor. Ben uzun süre İrlanda’da yürüttüğüm Linkedin’in Türkiye Sorumluğu’nda bu soruna bir çözüm sunmuştum. Yapılması gereken aslında İrlanda’ya benzeyen fakat bize özgü bir modeli Türkiye’de inşa etmek ve Twitter, Facebook vs.. gibi firmalarla Dijital Diploması yürüterek pazarlıklara başlamak.

İlgili Yazım: Facebook COO’su Sheryl Sandberg’den Kalanlar

6 – Sizin konuya ilişkin eklemek istedikleriniz nelerdir?

İnternet ve teknoloji dünyası öngörüler ve gerçekleşme oranlarına göre hareket eder. Ben 2011 yılından itibaren Kamu Sektörü ve Dijital Dünya ilişkisini anlatmaya, aktarmaya çalıştım. O dönemlerde Devlet Yönetiminde Sosyal Medya’nın Rolü, İyi Politikacı İyi Tweet Atar, Dijital Vatandaşı Memnun Et, Oyu Kap! gibi başlıklarda röportajlarım ve TV programlarım olmuştu. Bu konu Ortadoğu’da yaşanan Arap Baharları sonrası 2013 itibariyle Amerika’da Dijital Vatandaşlık Yol Haritası olarak planlandı ve Beyaz Saray tarafından açıklandı. Bu iki taraflı bir çalışma. Benzerleri farklı ülkelerde de yapılmaya başlandı. Türkiye’de Dijital Vatandaşlık terimini ilk defa 2009’da bir TV programında dillendiren ve bu alanda yapılması gereken çalışmaları ilk tanımlayan kişilerden birisi olarak; Türkiye olarak bir Dijital Vatandaşlık Yol Haritasına ihtiyacımız olduğunu belirtmek isterim. Bu alanda çalışmalar ve çalıştaylar yapmalı, yeni dünya düzenini daha iyi anlamaya ve bu dünyanın oyuncuları ile ilişki geliştirmeye çalışmalıyız.

Son Not

Özet olarak bu konuda görüşlerim, ilk gün yaptığım açıklamadaki gibi verilen kararın yanlış olduğu ve 5651 sayılı yasaya aykırı olduğu yönünde. Fakat işin teknik boyutu değerlendirildiğinde, söylemeden geçilemeyecek noktalarda mevcut.

Bu tür süreçlerin yönetimi için sahip olmamız gereken Dijital Vatandaşlık sürecini özümsemiş, iyi bir Dijital Diplomasi ekibi.

İlgili bazı yazılarım:
1- Dijital Vatandaşlık ve Güvenlik
2- Dijital Vatandaş
3- Dijital Vatandaş Memnuniyeti



About

Babaoğlan is a seasoned sales leader and management professional with 8 years of diverse experience on solution selling and key account management in global players.



'Twitter’ın Kapatılması Üzerine' has no comments

Be the first to comment this post!


Would you like to share your thoughts?

Your email address will not be published.

Ali Rıza Babaoğlan 2006 - 2017 ©