
Son beş yıldır
CeBIT’e katılıyorum.
Bu sene de
CeBIT yaklaşırken, ilk kez geçtiğimiz yıl
CeBIT’te duyurulan, 1 Temmuz 2008 itibariyle kullanıma açıldığı söylenen ve 1 Ağustos 2008 itibariyle unutturulmaya çalışılan
VDSL2 teknolojisinden bahsetmek istiyorum.
32 MBit hızla Avrupa’nın en hızlı 3. İnterneti olarak lanse edilen
VDSL2 teknolojisinin duyurulmasının ardından bir ay geçmeden unutturulmaya çalışılmasının altında yatanlardan da.
İlk kez geçtiğimiz sene
CeBIT’te gördüğüm ve standına uğrayarak detaylı bilgi alma imkanı yakaladığım V
DSL2 teknolojisi, hatırlayanlara olacağı üzere o günlerde kısa bir sürede hayata geçirileceği vaat edilerek tanıtılmıştı.
Geçen 10 ay sonrasında 1 Temmuz itibariyle tanıştığımız teknolojinin ise aslında çok daha farklı amaçlara hizmet için ortaya atıldığını geçtiğimiz Ocak ayı içerisinde bir makale için yaptığım araştırmalar sonucu gördüm. Burada ilk konumuz olan
VDSL2’i bırakıp, ikinci konumuz olan
IPTV’ye geçelim.
Ülkemiz,
IPv6 teknolojisinin hayata geçirilmesiyle gelecek beş yıllık zaman içerisinde
IPTV kavramıyla tanışacak. Hali hazırda evlerimizde kullandığımız
DSMART ya da
DigiTurkbenzeri bir akıllı kutu ile bizlere merhaba diyecek IPTV teknolojisinin amacı ise ev telefonumuzu, televizyonumuzu ve internetimizi bir araya getirerek kullanıcılara çok farklı deneyimler yaşatmak.
Telefon ve internet hattı girişi olan bu kutunun çıkışı ise televizyonlarımıza bağlı olacak.
IPv6’nın gelmesiyle de artık her akıllı kutunun bir
IP adresi olacak ve bu akıllı kutular internete rahatlıkla çıkabilecek. Bu aşamadan sonra telefon, televizyon ve internetin birleşimiyle yapılabilecekler ise o anki alt yapının nimetleriyle sınırlı olacak.
Yapılabilecek arasında internet üzerinde yer alan bir film ya da videoyu televizyonumuz aracılığı ile izlemek, müzik kanalları arasında gezer gibi internet üzerinde müzik dinleyebilmek ve kaliteli görüntülü konuşmalar yapabilmek ilk örnekler olarak sayılabilir.
Televizyonumuz aracılığı ile web siteleri arasında gezebilmek ve beğenilen bir içeriği televizyonumuzun hafızasına kaydedebilmekte yapılabilecekler arasında.
Tabi durum böyle olunca bu teknoloji için gereken ürünler konusunda da çok geniş bir pazarın oluşması bekleniyor.
IPTV teknolojisine uyumlu televizyonlar, görüntülü telefonlar bu teknoloji için gerecek aletler olacak ve yok satmaya başlayacak. Bu ise yazımın ilerleyen bölümünde değineceğim üçüncü konu.
Olayın teknolojik tarafına bakıldığında beni heyecanlandıran ve kulağa çok hoş gelen
IPTV olayının handikabı ise bu işlemler için gerekli alt yapının hazır olmaması.
İşte tam bu noktada ilk konumuza geri dönecek olursak; bu işlemler için gerekli alt yapının
VDSL2 olduğunu görürüz.
VDSL2 teknolojisi aslında ülke içi network trafiğinin alt yapısını sağlamak için ortaya atılan bir girişim ve
IPTV projesinin bel kemiğini oluşturmakta.
32 MBit internet, birçok kaynakta belirtilmese de sadece yurt içi dolaşım için öngörülen hız ve YouTube’dan video izleyen,
Facebook’ta profil gezen,
MySpace’de müzik dinleyen ülkemiz ortalama internet kullanıcısının günlük internet kullanımına aslında hiçbir şey katması söz konusu değil.
Çünkü bizim yurtdışı internet çıkış hızımız sabit ve bu konuda bir çalışma yapılmıyor. Sadece ülke içi trafiğin daha hızlı sağlanması adına ortaya atılan
VDSL2 teknolojisi ise insanları
32 MBit internet vaadiyle kandırmaktan başka bir işe yaramıyor.
Peki
VDSL2 teknolojisinin amacı ne, amaç sadece bilinçsiz kullanıcıdan para kazanmak mı? Hayır!! Amaç aslında çok daha farklı.
Amaç
IPTV teknolojisi için gerekli olan alt yapıyı kullanıcılara satmak. Yani ileride getirilmesi planlanan bir teknolojinin gelebilmesi için gerekli yolunu yapabilmek.
Biraz düşünüldüğünde durum çok net ortaya çıkıyor aslında. Birkaç yıl sonra
IPTV teknolojisi pat diye ortaya çıksa, televizyon kanalları arasında
“zaplamaya” alışkın halkımıza siteler arası
“zaplamak” yavaş geldiği için yada bağlantı zırt pırt kopup da televizyonlarında bu kanal görüntülenemiyor uyarısı alacakları için
IPTV teknolojisi pek tercih edilmeyecek. Ve Telekom mecburen alt yapıyı güçlendirmek zorunda kalacak.
Durum böyle olunca gerekli alt yapıyı şimdiden sağlayıp,
32 MBit internet diye paketleyip, halka sunmak ve önce buradan para kazanmaya başlamak daha mantıklı. Sonra nasılsa
IPTV’den kazanılacak paralarda gelecek.
Yani ileride atılacak bir adım için zaten gerekli ve şu an pek bir işe yaramayan teknolojiyi şimdiden satarak, hem zaten yapmaları gereken be gerekli olan bir şeyi kullanıcı üzerine yıkma hem de şimdiden duyurup satarak o süreye kadar para kazanma derdindeler.
Ama bırakın
IPTV’yi, Temmuz başında ülkemize geldiği söylenen
VDSL2 için bile gerekli alt yapı sağlanamamış olacak ki, artık bu teknolojiden ses seda alınamıyor.
Bu noktada değinmek istediğim üçüncü konu olan bu teknoloji için gerekli aletler konusuna gelirsek; birçok tespit aslında daha da belirginleşiyor. Telekom bu teknoloji ile kullanılacak görüntülü telefonları da, şimdiden kendisi üretip satarak ev telefonları alanında da söz sahibi olmaya çalışıyor. Hem de günümüzde her yerde kullanacak alt yapı olmamasına karşın.
IPTV destekli televizyonlar konusunda ise yapılan anlaşmalar olduğuna eminim.
İşin en garibi ise 1 Temmuz’da duyurdukları ve benim
PC Magazine Ağustos sayısında detaylı olarak incelediğim
VDSL2 teknolojisinin arkasından, Ağustos ortası itibariyle çekilmiş olmaları. Bu günlerde bu konuda bilgi alabilecek ne bir muhatap, ne de yayınlana bir reklam söz konusu.
Bu kadar önemli olduğu söylenen ve bize internet konusunda Avrupa 3.’lüğü getiren
(sözde) teknoloji ne oldu? Hani nerede? Yoksa Türkiye’nin alt yapısı bu hızı mı kaldıramadı?