Fatih Projesi ve Oyunlaştırma: Nereden Başlamalıyız?

Fatih Projesi ve Oyunlaştırma: Nereden Başlamalıyız?



Bana göre devletlerin, vatandaşlarına sunması gereken temel hizmetlerin başında; “Güvenlik”, “Sağlık” ve “Eğitim” gelir. Bunların dışındakiler ise “olmazsa olmaz” değil, “olursa kalkınılır” türden hizmetlerdir.

Temel olarak tanımladığımız bu üç hizmetin eğitim kısmı, son yıllarda adından sıkça söz edilen Fatih Projesi ile atağa kalkmak üzere. Sanayi çağından beri değiştirilmemiş eğitim içeriğiyle, öğrencilerine oldukça durağan eğitim sunan Türk eğitim sistemi, Fatih Projesi ile değişebilir. Değişmesi de gerekiyor! Bu nedenle Fatih Projesi ve Oyunlaştırma kavramlarının yan yana gelmesi çok önemli.

Mobil teknolojilerin (cep telefonu, tablet pc, vs..) gelişimine paralel olarak oldukça hızlı değişen günümüz dünyası, günümüz çocuklarına etkileyici eğitim içeriği sunmalı. Tahta üzerinde klasik eğitim vererek birbirinin aynısı öğrenciler yetiştirme yerine; yaratıcı düşünmeyi, problem çözmeyi ve stratejik bakabilmeyi öğrenmiş bireyler eğitim sistemimizin çıktısı olmalı.

Fatih projesi bunun için bir fırsat!

Geleneksel ve sosyal medyada sıkça yer aldığı gibi; 16 milyondan fazla tablet bilgisayarın ilköğretim öğrencilerine dağıtılması şeklinde duyurulan Fatih Projesi’nin özetle asıl hedefi; Türkiye’de ki tüm sınıfları kapsayan bir internet alt yapısının kurulması ve eğitim ekosistemi içerisinde yer alan tüm unsurların (öğrenciler, öğretmenler, eğitim kurumu yöneticileri, veliler, vs..) birbirine bu ağ üzerinden kolayca bağlanarak, etkileşimli bilgi paylaşımda bulunabilmesi.

Burada önemli olan konulardan birisi ise paylaşılacak bilginin kalitesi. Eğitim sistemimizi kara tahta düzeninden, tablet bilgisayar çağına aynı eğitim içeriğiyle taşıyamayız, taşımamalıyız.

Günümüz “Y” ve “Z Kuşağı” mensubu öğrencilerin, gündelik hayatlarında alışık olduğu ve okullarda görürse etkilenerek, severek takip edeceği içeriği, kurulması planlanan yeni eğitim düzeninin teknik yeterlilikleri ile onlara sunmak gerekiyor.

Dersleri, oyunlaştırarak bir görev gibi öğrenciye sunmak ve diğer arkadaşlarıyla birlikte; karmaşık problemleri, oyunun seviyelerini atlar gibi geçerek çözmesini sağlamak güzel bir yöntem olabilir. Eğitim içeriğimizi durağan yapıdan kurtarıp, yeni dünya düzeninin gerek duyduğu düzeye çıkarmada rol oynayacak bu yaklaşımın adı “Gamification”, yani oyunsallaştırma.

Çıkış noktası ise oldukça basit; “Herkes oyun oynamayı sever!”

Dünya üzerinde Facebook, Apple, Google, BlackBerry, Sony gibi yeni nesil teknoloji devlerine bakıldığında hepsinin bugün geldiği noktayı sağlayan etkiler arasında “oyun oynamanın gücü” var.

Çünkü oyun oynamak; tekrarlandığında dersler gibi sıkıcı olmayan, hatta eğlenceli bir durumdur. Ayrıca geleneksel eğitim sisteminde başarısız olmak, istenmeyen ve pek konuşulmayan bir durum iken, oyunsallaştırılmış yapılarda başarısız olmak, oldukça doğal karşılanan ve tekrar deneme hakkı sunulan bir yapıdadır.

Bunun için TRT Çocuk ekranlarında yayınlanan “Tilki Takipte” programı oldukça güzel bir örnek.

Neden bu tip bir eğitim içeriği, tablet bilgisayarlarla verilecek bir eğitim sisteminin yeni eğitim içeriği olmasın?

Bu konuda birlikte fikir alışverişi yaptığımız kişilerden birisi de dünyaca ünlü satranç ustası Garry Kasparov. Satranç’ta, ölçülebilen en iyi savunma, en iyi saldırı vs.. gibi alanların sadece birisinde değil, hepsinde birden tüm zamanların en iyisi olan satranç simgesi.

Dünya çapında yapılan araştırmalara göre bireylerin düşünüm yapısı ve düşünce yönteminin 6 ile 9 yaş arasında oturduğunu ve bu dönemde satranç ile bir şekilde tanışmış bireylerin stratejik düşünme algısı kazandığı ortada. Peki bu durumda satrancı neden eğitim sistemimizin bir parçası haline getirmiyoruz?

Dört bin yıldan uzun tarihi olan satrancın eğitim sisteminin bir parçası olması fikri yeni değil. Satranç hali hazırda eğitim sistemimizde seçmeli bir ders olarak da mevcut. Burada oyunsallaştırma yaklaşımıyla birlikte fark yaratacak yeni planlama, satrancı salt bir ders olarak konumlandırmak yerine, her dersin içerisinde bir bölüm olarak yer vermek.

Yani matematiği satranç ile öğretmek, ya da satranç tahtası üzerinde farklı oyunlar tasarlayarak öğrencilerden çözüm bulmalarını istemek.

Satranç burada sadece bir örnek, bu örnekten yola çıkarak yeni eğitim sisteminin içeriğinin ne olacağını tartışmaya başlamak oldukça önemli. Çünkü kara tahta düzeninden, tablet bilgisayar ortamına geçip, eğitim içeriğimizi değiştirmez isek, bu yatırımın faydası ortaya çıkmayacak.

Bu makale Webrazzi‘de yayınlanmıştır.

Similar Posts:




About

Ali is a seasoned business leader and executive with 10 years of diverse experience in Digital and Commercial areas of IT industry. He gained broad experience in managing on-demand (cloud) and on-premise offerings in both Public and Private sectors in Turkey and UK&I.



'Fatih Projesi ve Oyunlaştırma: Nereden Başlamalıyız?' has no comments

Be the first to comment this post!


Would you like to share your thoughts?

Your email address will not be published.

Ali Rıza Babaoğlan | All Rights Reserved, site of Grow in EMEA Investment Advisory
Turkish Passport by Investment | Turkey Passport by Investment | Turkey House Investment | Istanbul House Investment | Turkish Citizenship by Investment